Reklamı kapat

Reklamı kapat
Mall&Motto
91.686
BIST100
91.686
-3,05%
5,3887
DOLAR
5,3887
0,10%
6,1252
EURO
6,1252
-0,04%
211,54
ALTIN
211,54
1,11%
62,45
PETROL
62,45
0,02%
20,70
BONO
20,70
1,92%

M. Barış Muslu: “Bizim en büyük savaşımız kendi beynimize karşı”

M. Barış Muslu: “Bizim en büyük savaşımız kendi beynimize karşı”
05 Temmuz 2018 - 17:44 'de eklendi.

 

M. Barış Muslu

 

Bize kendinizi tanıtır mısınız?

1975 yılında doğdum. Tarsus Amerikan Koleji’nde lise eğitimimi sürdürürken, ABD’ye giderek lise ve üniversiteyi orada bitirdim. 20 yaşında genç bir elektrik-elektronik mühendisi olarak Türkiye’ye geri döndüm. Profesyonel olarak çalışırken Koç Üniversitesi’nde işletme mastırını tamamladım. 2001 yılında kendi şirketimi kurdum ve farklı projelerde Türkiye’de ilk kez yüz binlerce kişinin kullandığı teknoloji servislerini kurdum.

Bu konu ile 1994 yılında Amerika’da tanıştım. 1994 yılından beri, beynin işleyişi ve beynin ruhsal ve bedensel sağlık üzerindeki etkileri üzerine araştırmaları gerçekleştirdim ve araştırmaya da devam ediyorum.

NeuroFormat nedir?

NeuroFormat, kelime anlamı olarak, nörolojiyi formatlama, yeniden biçimlendirme anlamına gelmektedir. Aslında yapmaya çalıştığımız şey beynimizdeki kötü olayların etkisini temizlemek. Çünkü nasıl dostlar kötü günde belli oluyorsa, beynimiz de kötü günlerde değişiyor. Kötü günler sonrasında bir şekilde beynimiz travmatik olaylardan sonra eski haline bir türlü dönemiyor. Biz NeuroFormat ile özellikle de yaşanan çok kötü günlerin etkisini beyinden temizliyoruz. Zaten format kelimesinin kullanılmasının nedeni de bu. NeuroFormat hiç bir şekilde hipnoz içermemekte, uygulama sırasında belirli göz hareketleri, vuruşlar ve telkinler tekrar edilmektedir.

Beyin, bizim konuşma terapileriyle yapmaya çalıştığımızdan çok daha hızlı şekilleniyor. Mesela, bir sürücü geçirdiği bir kaza anında çok kısa bir zaman diliminde araba kullanmaktan, hayat boyu korkmayı öğrenebiliyor. Klasik yöntemler, bu kişiye günlerce sürecek konuşmalarla arabadan korkmamayı sağlamaya çalışıyor. Beynimizin, bu durumda sakin kalmayı öğrenmesi için, bu bilginin beyne hızlı şekilde verilmesi gerekiyor. NeuroFormat yöntemleri, istenilenin bilginin beyne hızlı olarak öğretilmesi üzerine odaklanmıştır.

Nasıl bir sistem ile uygulanmaktadır? Ve seans periyodları nasıl uygulanıyor?

Tekniğin detaylarını çok kısa bir süre içinde anlatmak oldukça zor. Ama mesela kötü olayların bilinçaltındaki etkisini temizlediğimiz uygulamayı kısaca özetleyeyim. NeuroFormat tekniğini uygulayan kişi beynin 2 lobunun da aktif olmasını sağlayan özel bir pozisyonda oturuyor. Bu arada, gözleri kapalı bir şekilde, kendi bedeninde bu olayı yeniden yaşadığını hayal ediyor ve bir yandan bu olayı sesli olarak anlatıyor. Kötü olayı yeniden yaşarken, kötü hissettiği anlarda “Zamanı durdurarak”, gözlerini sanki kitap okur gibi en üstten başlayarak, sağdan sola sıra sıra yavaşça hareket ettiriyor. Bu göz hareketlerinin amacı, hangi göz pozisyonlarında duyguların çok daha yoğun olduğunu bulmak ve o kötü duygulara erişmek. Kötü duygunun en yoğun olduğu göz pozisyonu yakalandığı an, bu duyguyu genelde baş üzerinde bulunan tek bir noktaya devamlı yapılan vuruşla temizliyoruz. Travmanın o anının beyindeki etkisinin temizlenmesi için, tarama sırasında bulunan tüm göz pozisyonlarının birer birer temizlenmesi gerekiyor. Bu şekilde, bu olayın en kötü anlarını birer birer formatlıyoruz. Bu uygulama sonucunda, eğer olayın tüm anlarının yarattığı etkileri temizlediği zaman, kişinin olayla ilgili fikri anında değişiyor. Bu olayın pek de önemli olmadığını söyleyebiliyor, zaten yeniden anlattığı zaman olayla ilgili hiç bir şekilde kötü hissetmiyor.

Seanslar 1 saat sürüyor. Bu arada seansları psikolog kökenli NeuroFormat uzmanlarının yaptığını eklemeliyim. Zira ben eğitim, yönetim ve araştırma faaliyetleriyle ilgileniyorum.

Geçmişte yaşanan kötü olayların hayatımızda ki sorunları oluşturduğunu söylüyorsunuz ve garantili bir şekilde çözümünün olduğunu belirtiyorsunuz. Bugüne kadar size danışanlar arasında sizi yanıltan tedaviye cevap vermeyen kişiler oldu mu?

Burada sanırım küçük bir yanlış anlama söz konusu. Evet birçok konuda çok iddialı olduğumuz, kısa sürede çok güzel ve hızlı sonuçlar aldığımız doğru ama herkesin tüm sorunlarını bizden beklenilen sürede çözeceğimiz anlamına ne yazık ki gelmiyor. Buradaki yanlış anlaşılma biraz korkular üzerindeki çok başarılı, neredeyse garantiye yakın alınan sonuçlardan geliyor. Mesela, kedi korkusuyla ilgili birkaç kez televizyonda oldukça reytingli kanallarda canlı yayında sorunu çözmüşlüğüm var. Bu da insanlarda yaptığımız işin garantili olma beklentisini beraberinde getirdi.

Ne yazık ki, her sorun canlı yayında çözecek kadar basit değil. Ve insanların beyinleri ve hayatları birbirleriyle aynı değil. Bu arada biz de beyne tornavidayla girip format da atmıyoruz. O kişinin de çalışma sırasında aktif olup bazı olayları hatırlaması, paylaşması, konsantre olması gerekiyor.

Bu da çözümün bazen çalışılan kişinin bize yardım etmesiyle gerçekleşeceği, ancak o zaman mümkün olduğu anlamına geliyor. Ama bazı konularda, mesela korkularda karşıdaki kişi pek istemese ya da yardım etmese bile çözüm sağlanabiliyor. Bunu da eklemem gerekir.

İş hayatında başarıyı sağlamak için uygulama ve önerileriniz nelerdir?

Çalışarak, çalışarak, çalışarak diyeceğim biraz rahmetli Sakıp Sabancı gibi olacak diye korkuyorum. Aslında, hayır sadece çalışmak yetmiyor. Çünkü çalışmak için de bazı ön şartlar var. Beyninizin önünüze engel çıkarmaması gerekiyor.

Aslına bakarsanız bizim en büyük savaşımız kendi beynimize karşı. Çünkü beynin asıl amacı bizi tehlikelerden korumak, bunu ise oldukça ilkel bir mantık içerisinde yapmaya çalışıyor. O mesela geçmişte yaşanan bir travmatik olaydan dolayı, ki bu çoktan geçmiş önemsiz bir olay muhtemelen, aynı durumu yeniden yaşama diye hedeflerinize ulaşmanızı engelliyor. Mesela, geçmişte reddedildiğinizden dolayı artık sormayı ya da aramayı bırakabiliyorsunuz. Belki reddedildiğiniz olay onlarca yıl önce yaşanan önemsiz bir olaydı ya da yıllar önce küçükken evinize haciz geldi, sırf siz bu yüzden girişimcilik faaliyetlerinize çok erken bir yaşta veda ettiniz. Tek bir olay beyninizin koruma ihtiyacı yüzünden kariyerinize sebep olabiliyor.

Biliyor musunuz bazen motive olmak zararlı olabilir. Eğer başarınızın önünde bilinçaltınız sizi korumak için bir engel çıkardıysa ve siz motive olmanıza rağmen o engeli bir türlü geçemiyor ve olduğunuz yerde patinaj yapıyorsanız, o zaman kendinizi çok daha kötü ve başarısız hissederek olduğunuzdan çok daha geride bir noktaya dönebilirsiniz.

Önce onların neler olduğunu bulmak gerekiyor. Motive olmanıza ve başarılı olmak için gerekenleri tamamen yapmanıza rağmen bir şekilde hedefe ulaşamıyorsanız, bilin ki önünüzde bir takım engeller var. Bunların çoğunu sizin çıkarmış olma ihtimaliniz oldukça yüksek. Çoğunlukla bunlar geçmişte yaşadığınız bazı kötü olaylar ve yaşadıklarınızın tamamen sizi korumak amaçlı beyninizde tutulan duygusal birikimlerdir. Aslında yapmamız gereken, beynimizin bizi ilkel bir şekilde korumaya çalıştığı noktalarda, ona bunu yapmasının gereği olmadığı ve güvende olduğumuzu söylememizdir. Bir başka deyişle yaşadığımız kötü olayların aslında beynimiz için önemi olmadığını, ona onun anlayacağı dilde söylememiz gerekiyor. Zaten, NeuroFormat sisteminin yaptığı sadece bu… Bunu yapıyoruz derseniz, yaşanan travmayla ilgili duygulara erişip onları boşaltarak negatif oluşmuş duyguları değiştiriyoruz. Zaten `format` atma sözü de buradan geliyor. Biz yaşanan olayların beyindeki etkisine format atıyoruz diyebiliriz.

NeuroFormat yöntemi fiziksel hastalıkların tedavisinde de kullanılıyor mu?

Doktor olmadığım için tedavi kelimesini kullanmayı sevmiyorum. Ancak, çoğu zaman hayatımızda yaşadığımız kötü dönemlerden sonra, sağlığımızın kötüye gittiğini biliriz ya da en azından çevremizde bunun farkına varmışızdır. Birileri çok kötü günler yaşar, sonra hasta olur. Ve hepimiz aslında her şeyin beyinde bittiğini çok iyi biliriz.

Evet, bilim ve tıp dünyası genelde tedaviyi ilaç geliştirmekte arıyor ki, bu zaten onlar için en karlı olanı. Ne yazık ki gerçek bilimin beyinde olduğunu unutuyoruz. Aslında yaşadıklarımız ve beynimiz sağlığımızı belirliyor. Zaten beyinle uğraştığınız zaman sağlıkla da uğraşıyorsunuz. Bu sadece pozitif düşünceden çok daha fazlası… Size çok enteresan ve ezber bozan bir şey söyleyeceğim.

“Beynimiz hastalıkları, büyük bir tehlikede olduğumuzu düşündüğü anlarda kapasiteyi arttırmak için tetikliyor.”

Bunu şu şekilde anlatayım. Travmalar beynimizin tehlikeli olarak algıladığı anlardır. İşte bu zamanlarda beyin, tıpkı heyecanlandığımız zaman kalp hızını arttırmak gibi çeşitli organların da kapasitesini arttırmayı seçebiliyor. Kalbin hızlı çarpması aslında, vahşi bir hayvanla karşı karşıya kalındığında iç organlardaki kanın, kollara ve bacaklara hızlı pompalanmasından başka bir şey değil. Kaçmak ya da savaşmak için güçlü olması gereken kol ve bacaklarımıza hızlıca takviye güç gönderiliyor. Beyin aslında milyonlarca yıllık prensiplerle çalışıyor.

Mesela, yine kötü bir anda midemizde hissettiğimiz his bunun bir örneği. Bir başka deyişle, beynimiz travmatik anlarda organlarda değişiklikler yapıyor. Ve bu değişikler travmalar bitip tehlike geçse de geri alınamayabiliyor. Travma sonrası, yıllar boyunca devam eden bu farklı çalışma şekli, vücutta birçok hastalık ve sağlık sorununu ortaya çıkarıyor.
Mutsuzluk, korkular ve stresin neden insanı hasta ettiği çok uzun bir konu. Ama gerçek şu ki:

“Beyninizi değiştirin, sağlığınız değişsin!”

İşin aslı, biz tıbbi bir hizmet vermiyoruz. Biz beynin iyileşme mekanizmasını kendi kendine çıkarmasını sağlıyoruz. Bu arada ekibimizde sadece psikologların görev yaptığını söylemeliyim.

Etiketler :
Sektörden Haberler
SON EKLENEN HABERLER