Reklamı kapat

Reklamı kapat
Mall&Motto
91.686
BIST100
91.686
-3,05%
5,3884
DOLAR
5,3884
0,10%
6,1267
EURO
6,1267
-0,02%
211,54
ALTIN
211,54
1,11%
62,45
PETROL
62,45
0,02%
20,70
BONO
20,70
1,92%

Cemil Demirbakan: “Yaklaşık 22 yıldır beyaz yakalı yaşam ile müzik, yoğunluğu farklılık gösterse de hep birlikte devam etti”

Cemil Demirbakan: “Yaklaşık 22 yıldır beyaz yakalı yaşam ile müzik, yoğunluğu farklılık gösterse de hep birlikte devam etti”
20 Eylül 2018 - 14:43 'de eklendi.

Bize kendinizi tanıtır mısınız?

1971 Ankara doğumluyum. Klasik bir Ankaralı, sade ve aydın bir memur ailenin 3 çocuğundan en küçüğü olarak huzur ve sevgi içerisinde büyüdüm. Çocukluğumu düşündüğümde hep güzel anılar hatırlarım. (Mutlu bir aile, güleryüzlü komşular, iyi arkadaşlar, siyah-beyaz TV’de TRT’nin içerikli programları, mahalle maçları, kukalı saklambaç, parmak çikolata, Mabel sakız vb.) Okulu ve dersleri hiç sevmedim ama öğrenim hayatım boyunca iyi bir öğrenci oldum. Üniversite eğitimini Gazi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nde tamamladım. Üniversiteye kadar okul koroları ve gruplarında solist olarak yer aldım. İlk kez profesyonel sahne deneyimimi üniversite 2. sınıfta Ankara’nın o dönem en popüler Rock barı olan “Graffiti” de yaşadım. Sonrasında zaten sahne aralıksız farklı yoğunluklarla bugünlere kadar devam etti. Müziğe olan tutkum çocukluğumdan bu yana devam ediyor. Ortaokul yıllarında, o dönem ki abilerimizin de etkisiyle iyi müzikle tanışma şansım oldu. (Duran Duran, Led Zeppelin, The Who, Pink Floyd, Cem Karaca, Fikret Kızılok vb.) Malum o dönem müzik çok kıymetliydi, bazen aylarca beklediğimiz karışık kasetler hazırlatarak müzik dinlerdik. Bazı kasetlerimi hala büyük bir sevgiyle saklarım.

Üniversite bittikten hemen sonra, kısa dönem olarak çok samimi anılarla dolu askerlik görevimi tamamladım. O dönem Kardak Kayası krizi sebebi ile 6 ay yerine 9 ay görev yaparak, askerlik dönüşümde kurduğum grubumla cebimizdeki 3 kuruş para ile çalmak üzere güneye gittik. Uzun süre iş baktık ama bulamadık. Nihayetinde Ankara’ya dönmeye karar verdiğimiz bir gün son bir gayret ve umut ile Antalya Belek bölgesindeki otelleri yürüyerek 45 derece sıcağında gezmeye başladık. Tüm kapılar yüzümüze duvarken, son gittiğimiz otel bizimle görüşmeyi kabul etti. Müzisyenlerinden memnun olmayan otel ile anlaşarak akşam çaldık ve müthiş bir program sonrasında bordrolu müzisyen olarak işe başladık. Hayatımın kırılma noktalarından biriydi. Yaklaşık 2 yıl hayatımın belki de en rahat ve keyifli dönemlerinden birini yaşadım. Çok sayıda değerli müzisyen, sanatçı, yazar vb. ile tanıştım. Bunlardan en önemlisi, bugünkü hayat akışımı belirleyen rahmetli büyük müzisyen ve iyi insan Onno Tunç ile tanışmam oldu. Bir akşam beni dinledi, çok beğendi ve bir albüm yapmak üzere İstanbul’a davet edeceğini söyledi. Uzunca süre telefonda görüştük, sürecin sonunda beni İstanbul’a albüm yapmak üzere davet etti ancak gitmeme çok az bir süre kala malum uçak kazasında vefat etti ve birlikte çalışmak kısmet olmadı. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun. Çalışmak kısmet olmadı ama bu vesile ile İstanbul’da yaşamak ve Sezen Aksu ile tanışmak üzere yola çıktım. Rahmetli Onno Tunç Sezen Aksu’ya benden bahsetmiş, kendisi bana ulaşmak istemiş, bir vesile ile kısmet oldu ve temas kurduk. Sezen Aksu ile albüm yapmak düşüncesi ile İstanbul maceram benim için böylece başlamış oldu.

Nihayetinde tanıştık ve benimle sağolsun ilgilendi ancak genç, acemi ve heyecanlı bir adam olarak kendisini oldukça yormuş olacağım ki bir süre sonra beni makul bir dille kapının önüne koydu. Tam tabiri ile cebimde 3 kuruş para ile kabak gibi öylece ortada kaldım. Sonra oldukça zor, mücadeleci bir dönem sonrasında kurduğum rock grubu ile popüler mekanlarda müzik yapmaya başladım. Eş zamanlı olarak gazete ilanı ile bulduğum bir işte, planlama elemanı olarak Migros’ta çalışmaya başladım. 2-3 ay çalışır ayrılırım derken 10 yıla yakın büyük bir huzurla çalıştığım şirketimden, Kiralama Müdürü olarak ayrıldım ve Kahve Dünyası’na Yatırım Direktörü olarak geçtim. Yaklaşık 12 yıl da bugünlere kadar gelen AVM sektöründe yönetici olarak yer aldım.

AVM sektöründe çalışırken müzik ile uğraşıyor muydunuz?

Sadece AVM sektöründe değil, Koç’a girdiğim ilk günden bugüne kadar, yaklaşık 22 yıldır beyaz yakalı yaşam ile müzik, yoğunluğu farklılık gösterse de hep birlikte devam etti. Tabi en yoğun dönem Yüksek Sadakat’te olduğum dönemdi. Öyle ki; akşam uçağı ile konsere gider sabah ilk uçakla işe gelir, takım elbisemi giyer masamın başına otururdum. Kolay bir süreç değildi ancak firmamın desteği sayesinde en az yorgunluk ile bu dönemi geçirdim. Şimdilerde firmaların çoğu müziği bir değer olarak değil aksine kariyer önünde bir engel olarak görüyorlar. “Bu adam müzikle profesyonel olarak ilgileniyorsa, yarın bir gün işi bırakıp gidebilir” düşüncesi…

Uzun yıllar AVM sektörüne hizmet veren bir kişi olarak müzik alanına yöneldiniz. Bize bu süreci anlatır mısınız?

Beyaz yakalı yaşam, müzik yapmaya çok daha fazla istek duymama rağmen, hayatın gerçekleri ve daha garanti gözüken yaşam, aile sorumlulukları vb. sebepleriyle bu zamana kadar zamanımın önemli bir kısmını aldı. Her şeyin bir sebebi var bu hayatta, hiçbir pişmanlığım yok, ayrıca bana kişisel olarak çok şey öğretti, insanları ve hayatı tanımama yardımcı oldu, az da olsa sahici insanlarla tanıştım. Hayat ne getirir bilinmez ama şu an için en iyi bildiğim şeyi, sadece müziği yapmaya karar verdim. Umarım hayal ettiğim gibi olur her şey…

Yapılan pek çok araştırmada müzik seçiminin alışverişi direk etkilediğini gösteriyor. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Doğrudur. Aslında bunun için uzun boylu araştırmalar yapmaya da pek gerek yok ama profesyonellerin yatırımcılara karşı daha geniş bir hareket alanında karar aldırabilmesi için gerekli hale geldi. Sözünü bile anlamadığınız şarkılarla neşelenip, hüzünlenebiliyorsanız alışverişte insan duygu durumu ile direkt ilintili olduğundan müziğin etkisi tartışılmaz. Ancak önemli bir detay var, doğru müzikle harcamayı fazla artıramazsınız. Tüketici yaklaşık hedeflediği kadar harcar ancak amacına uygun olmayan müzik planladığında ise bu durum aksi yönde ilerleyerek, tüketiciye daha az para harcatabilir.

DMC etiketiyle “Ceviz Ağacı” albümünü çıkardınız. Bize albümün oluşum ve hazırlık çalışmalarından bahseder misiniz?

Yüksek Sadakat’ten sonra, 2012 yılında Sony Müzik’ten “Karışık Kaset” isimli bir albüm çıkardım. Alternatif bir albüm olduğundan popüler piyasada karşılığı belli bir noktada kaldı. Meyra ile farklı zamanlarda yaptığım ve hepsi hit olan 3 düet şarkı yaptım. Çeşitli karma albümlerde şarkılar yorumladım. Son olarak “Ceviz ağacı” adlı mini albümü çıkardım. Şarkı çok beğenildi, radyolarda ve sosyal mecralarda çok ilgi gördü, hala sevilerek dinleniyor.

Yoğun müzik çalışmalarınızda unutamadığınız bir anınız var mı?

Yüksek Sadakat’in çıktığı ilk dönemde, İngiltere’de yaşayan başarılı Türk iş insanı Osman Kent’in (3Dlabs kurucusu) bir Türk grubuna İngilizce albüm yapmak üzere Türkiye‘ye gelmesi ve ilk görüştüğü müzisyenlerin biz olduğunu heyecanla hatırlıyorum. Bu fırsatı acemiliğimizden dolayı kaçırdığımızı düşünüyorum. Bu ismi araştırdığınızda herkes bu fırsatın büyüklüğü hususunda hak verecektir. Diğer yandan rahmetli Onno Tunç ile tanışmamı da asla unutmayacağım. Klasik anlamda ise ilk meşhur olduğumuz dönemde Migros’taki arkadaşlarımın önemli bir kısmının her gün gelip bana star muamelesi yapmasını, parayı bulduğumu ve neden işten ayrılmadığımı sorduklarını hatırlıyorum.

AVM‘lerde performans çalışması düşünüyor musunuz?

Kesinlikle düşünüyorum, bunun için yönetici arkadaşlarım ve bazı sevdiğim abilerim ile görüştüm. İyi ve keyifli müzik için desteklerini beklediğimi ilettim. Bakalım, göreceğiz.

Etiketler :
Sektörden Haberler
SON EKLENEN HABERLER