Reklamı kapat

Reklamı kapat
Mall&Motto

Covid-19 Sonrası Hizmet Sektörünü Neler Bekliyor?

Covid-19 Sonrası Hizmet Sektörünü Neler Bekliyor?
30 Nisan 2020 - 18:54 'de eklendi.

Tüm dünya zorlu bir süreçten geçiyor. Ümit ediyoruz ki, bu salgın sürecini bir an önce atlatacağız. Bu süreçte hepimiz daha önce tecrübe etmediğimiz durumlarla karşılaştık ve kendimizi bir anda bilinmeyen bir denklemin içerisinde bulduk. Daha önce karşılaşmadığımız bir virüs, çok kısa sürede hayatımızı ele geçirdi ve birçok sektör çaresizce, görünmeyen bir düşmana karşı mücadeleye başladı.

Hiç şüphe yok ki, bu sürecin ardından birçok şey eskisi gibi olmayacak. Yeni bir dünyaya merhaba diyeceğiz. Düne kadar hayatımızda olmayan birçok şeyi çok yakın süreçte karşımızda bulacağız. Her sektörün kendi içerisinde ihtiyaçları, talepleri, denetim süreçleri vb. prosedürleri oluşacak. Aynı zamanda yeni sektörler oluşacak ve bununla birlikte sektörlerin hayatımızdaki önem sıralamalarında çok ciddi değişiklikler yaşanacak.

Hizmet sektöründe nelerle karşılaşacağız? 

TUİK verilerine göre, Hizmet Sektörü girişim sayısı ve istihdamda en yüksek paya sahip sektör. Bu sektörde yaşanacak kayıplar, doğrudan ülke ekonomisine negatif etki getirecektir. Bu nedenle şimdiden aksiyonlarımızı oluşturmalı ve sürecin sonlanması ile birlikte derhal harekete geçmeliyiz. Salgın sonrası için hazırlıklı olanlar fark yaratacaklar, hiçbir şey eskisi gibi olmayacağı için rekabet de eskisi gibi olmayacak. Doğru adımları hızlı atan ülkeler bu süreçte bir adım önde olacaklar ve ülke ekonomilerini güçlendirecekler, örnek vermek gerekirse Turizm Bakanlığımız tarafından hayata geçirileceği anons edilen sertifikasyon süreci, yakın tarihte seyahat etmeyi planlayan yabancı ziyaretçiler için karar sürecinde pozitif katkı yaratacaktır. Denetim süreci henüz oluşmamış bir ülkeye seyahat etmektense kontrol altında olan, denetlenen bir ülkeye seyahat etmek her seyahat edenin önceliği olacaktır.

Turizm sektörü için 2020 yılı nasıl geçecek?  

Bu sorunun cevabını vermek gerçekten çok zor, çünkü halen yarın bizi neyin beklediğini tam olarak bilemiyoruz. Tünelin sonundaki ışığı görmeye başlamış olsak dahi, hemen arkadan yeni bir tünele girmeyeceğimizin garantisi yok. Aşı üretimi başlayıp, kolay şekilde ulaşılabilir olmadıkça tedirginlik devam edecektir ve yüksek güvenlik önlemleri hayatımızda olmak zorunda olacaktır. Bu şartlar altında seyahate, yüksek talep olmasını bekleyemezsiniz. Madalyonun diğer tarafından bakacak olursak, güvenli seyahat başladığı andan itibaren Türkiye güvenli bir liman olacak. Bunun nedeni ise ülkemizde Turizm–Otelcilik sektörünün birçok rakip ülkeye göre, hijyen, tesis yeniliği, zincir marka zenginliği gibi ana konularda gerçekten iyi durumda olması. Bunun yanında 2020 yılında İç Turizm hareketlerinin Dış Turizm’den daha önce hareketleneceğini düşünenlerdenim. Bölgesel değerlendirme yapmak gerekirse de öncelikle iş amaçlı misafirlere hizmet veren şehir otellerinde hareketliliğin başlayacağını düşünüyorum. Sürecin ardından öncelik, yarıda kalmış işleri tamamlamak olacaktır. Ertelenen organizasyonlar, kısıtlı katılımla da olsa hayata geçirilecektir.

Otellerde bizi bekleyen yenilikler neler?  

Herkesin önceliğinin hijyen ve izolasyon olacağından kimsenin şüphesi yoktur diye düşünüyorum. Turizm Bakanlığımızın başlatacağı zorunlu sertifikasyon sürecinin yanında, yerli–yabancı otel zincirleri ve münferit oteller bu konularda daha fazlasını yapmak için de adımlar atacaklardır. Birçok otel zinciri kendi iç denetim ve sertifikasyon süreçlerini hayata geçirmek için harekete geçtiler. Kanuni zorunlulukların neler olacağını ilerleyen günlerde göreceğiz ama halihazırda birçok yenilikle karşılaşacağımız kesin.

Muhtemeldir ki, sistemler minumum temas ve güvenlik üzerine kurulacak, asansöre bineceğiniz kişi sayısından, otel girişinde yaptığınız işlemlere kadar, birçok değişiklik oluşacak. Bu dönemi yerli yazılım firmaları için bir fırsat olarak görüyorum. Geliştirecekleri yazılımlarla hem sektörün yükünü hafifletecekler hem de gereksiz zaman kayıplarının önüne geçeceklerdir. Birçok otelde halihazırda giriş işlemi esnasında manuel ateş ölçümü yapılıyor, otellerin misafir ve çalışan giriş alanlarına konulacak bir termal kamera ve yazılımı ile istenen veriler anında kontrol birimine aktarılabilecektir. Bunun yanında “Online Giriş ve Çıkış” kelimesi çok duyulmaya başlanacaktır. Aplikasyonlar üzerinden, giriş–çıkış işlemlerini tamamlamak, ödeme ve faturalama süreçlerini yönetmek, kart veya anahtar teması olmadan barkod okuyucu vb. yöntemlerle asansörleri kullanmak ve odaya girebilmek gibi birçok teknolojik sistem yaygın hale gelecek.

Yeme–içme alanlarında köklü değişiklikler oluşacak. Oturma düzenleri yeniden organize edilecek, sosyal mesafeye azami özen gösterilecek, benzer oturma düzeni güncellemesi, düğün, davet, toplantı gibi aktiviteler için de yapılacak. Kapasitenin kısıtlı kullanımı kâr marjlarında kayıpları beraberinde getirecek. Odalarda minibar gibi günlük takibi gereken hizmetler minimize edilecek, “Oda Servisi” gibi hizmetlerin ise kullanımı artacaktır. Misafirler kendilerine özel izole alanlarda yeme-içme ihtiyaçlarını karşılamayı tercih edeceklerdir.

Açık büfe servislerinin yerini kişiye özel servislerin alması bekleniyor. Açık büfe uygulamalarına devam eden tesislerde de ek önlemler alınacaktır. Bu noktada açık büfe servislerinin tamamen kaldırılması durumunda, “Her şey Dâhil” sistemi ile çalışan tesisler başta olmak üzere, çok ciddi maliyet artışları yaşanacaktır. Haliyle bu artışlar tüketiciye yansıyacaktır. Sektörün böyle bir kriz ortamında bu durumu kaldırabileceğini düşünmüyorum. Bulaş riskini yok edecek önlemler dahilinde yenilenmiş bir konsept ile açık büfe servislerinin devam etmesi muhtemeldir.

Yiyecek–içecek servislerinde tek kullanımlık ambalajlı ürünlerle daha fazla karşılaşacağız. Tabii ki değişen tek şey servisin yapılış şekli olmayacak. İçeriklerde güncellenecek, sağlıklı ürünler öne çıkacak. Organik ürünler, probiyatik alternatifler, sağlıklı pişirme yöntemleri menülerde daha fazla yer bulacak. Açık içecek satışlarında tek kullanımlık ürünler öne çıkacak. Özellikle alkollü içecek sektöründe şişeleme ebatları yeniden gözden geçirilecektir. 50 Cl – 70 Cl – 100 Cl gibi ebatların yerine 5 Cl – 10 Cl – 20 Cl gibi kişiye özel ebatlar öne çıkacaktır.  

Oteller kapasite sınırlaması nedeniyle kaybedecekleri marjın yerine, yeni gelir kalemleri bulmak için çaba sarfedeceklerdir. Otel içerisinde üretimi yapılan yiyecek ürünlerinin, dışarıya satışa yönelik ürün haline getirilmesi, ilk adım olacaktır diye düşünüyorum. Bu dönemde Catering, Take Away, Take Out, Slow Food, Healthy Food tanımlarını daha sık duyacağız.   

Oda temizliği prosedürleri yeniden dizayn edilecektir. Odalarda giriş işlemi öncesi ve çıkış işlemi sonrası izolasyon amaçlı, bekletilme süreleri başlayacaktır. Temizlik işlemleri için yeni kimyasal ürünler ve ekipmanlarla da tanışacağız. Bu süreçte İnsan Kaynakları departmanlarına da çok iş düşecek. Çalışanlarımızın sağlıklı ve güvenli bir ortamda çalışabilmesi için gerekli ortam yaratıldıktan sonra çalışanlarımızı çok profesyonel eğitimlerle bilinçlendirmeliyiz ki, hem kendi güvenliklerini, hem de izole ortamların güvenliğini sağlayabilsinler. Eğitimden, üniforma ve çalışma ekipmanı dizaynına, çalışanlara sunulan yiyecek–içecek servislerine, ulaşım alternatiflerine kadar birçok konu yeniden gözden geçirilmek zorunda olacak. Şu anda kulağa garip geliyor olabilir ama işletmeler çalışanlarına bulundukları bölgenin uygunluğuna göre, çalışan servisi, toplu ulaşım kartı veya yol yardımı yerine, bisiklet, elektrikli bisiklet vb. haklar sunmaya başlayabilirler.

Maliyetler artacak, işletmeler bu süreçten nasıl etkilenecek?  

Otellerde kısıtlı kapasite kullanımı, kişiye özel servislerin artacak olması, seyahat araçlarında uygulanacak kapasite azaltımları, seyahat sağlık sigorta primlerinin artırılması ya da ülke dışında geçersiz olması, seyahat esnasında talep edilecek belgelerdeki artış ve benzer konular, hem hizmeti veren hem de hizmeti satın alanlar için ek maliyetler getirecektir.

Bununla birlikte yeni dönem, yeni alışkanlıkları beraberinde getirecektir. Kalabalık gruplarla gerçekleşen turlara talepler azalırken, bireysel organize edilen seyahatlerde artış gözlemlenecektir. Segment bazlı baktığımızda dış pazarlar için döviz kurunun sağlayacağı avantaj ve tesislerimizin fiziksel üstünlüklerinin öne çıkmasıyla kişiye özel havuz, oyun sahası vb. aktiviteler sunan, çok odalı, villa konseptli tesisler öne çıkacaktır. Bu durum lüks segmenti hareketlendirecektir ama bu sürecin hemen mayıs–haziran gibi başlaması mümkün görünmüyor. Krizin arkasından oluşacak ekonomik ortamı göz önünde bulundurursak, orta segment turist hareketlerinin azalması sürpriz olmayacaktır. Yine yüksek yaş ortalamasına sahip turist hareketlerindeki düşüşler, kültürel turlarda kayıpları beraberinde getirecektir. Bunun yanı sıra bu süreçte daha az oda sayılarına sahip ve kişiye özel hizmet sunan butik tesislerin ve apart diye tabir ettiğimiz içerisinde kendi mutfağı bulunan, birden fazla odaya sahip tesisler de öne çıkacaktır. Bir sürü bilinmezin içerisinde olmamıza rağmen, bu süreçteki en büyük avantajımız, yakın periyotlarda içeriği salgın olmasa da çok güçlü krizler yaşamış olmamız olacaktır. Son yıllardaki krizlerden edindiğimiz tecrübeler, bizim bu krizden daha hızlı çıkmamıza yardımcı olacaktır. Bununla birlikte bugüne ait stratejilerini, geleceğin şartlarına göre yeniden gözden geçirebilen işletmeler, tüketicinin değişen ihtiyaçlarına cevap verebilen işletmeler ve bu süreçten hazırlıklarını tamamlamış olarak çıkan işletmeler, salgın sonrası dönemin ekonomik yönde kazananları olacaktır.

Etiketler :
Sektörden Haberler
SON EKLENEN HABERLER