Burcu Polatdemir : Çocuk doğduğu andan itibaren dış dünyadan aldığı verilerle zihin haritalarını oluşturur « Mall&Motto

16 Ekim 2021 - 00:08

Burcu Polatdemir : Çocuk doğduğu andan itibaren dış dünyadan aldığı verilerle zihin haritalarını oluşturur

reklam
Burcu Polatdemir : Çocuk doğduğu andan itibaren dış dünyadan aldığı verilerle zihin haritalarını oluşturur
Son Güncelleme :

21 Temmuz 2017 - 16:47

58 views
reklam

 

 

Burcu Polatdemir

NLP Uzmanı ve Profesyonel Yaşam Koçu

0-7 yaş arasındaki çocuklarda kişilik gelişimi nasıl gerçekleşiyor?

Doğduğumuz andan itibaren bize bakan koruyan besleyen yanı başımızda bulunan varlığın anne olduğunu zihnimiz idrake başlar. Bununla birlikte anne ve babayla etkileşime giren bebek idrakı dolayısıyla ağladığında yanına gelip onu beslediğini, onu koruduğunu, ihtiyaçlarını karşıladığını etkileşim halinde bulunarak bilinçdışı zihnine veriler olarak alır. Hatta bazı anneler bebeğin ağlama tonunu da ayırt etmeye başlar acıkmış, bedeninde ağrı olabilir gibi ayrıştırabilirler. Bebekte de ağlamayı sıklaştırdığında kucağa alındığı, yatırılmak istemediğinde kızararak tepki vermesi de bu şekilde bir etkileşimdir. Bebeklikle birlikte etrafımızda olan her şeyden zihnimiz verileri toplar. Zihnimiz saniyede 3 milyar bit veri depolar ve biz sadece bilinçli olarak 5 tanesini algılayabiliriz. Bu ne demek? Örneğin camdan bakarken cama dokunursunuz camı hissedersiniz, karşıdan geçen birini görürsünüz, annenizin mutfaktan gelen sesini duyarsınız, oturduğunuz sandalyenin sırtınızı acıttığını duyumsarsınız bunların dışında da o an zihniniz dış dünyada olan her şeyi depolar caddede olan biteni, havanın sıcaklığını, odanın kokusunu hissedersiniz. Tüm bunları hayatımızın geneline yayarsak çocuklukta 7 yaşına kadar aldığımız tüm veriler hayatımızın geri kalan kısmıyla ilgili zihnimizde haritalar oluşturur. Ailedeki ekonomik durum, ebeveynlerin söylediği olumsuz cümleler, yakın birinin yaşadığı travmatik durumun yansımaları, para, siyaset ya da dine karşı ailenin ve yakın çevrenin vermiş olduğu tepkiler bunların hepsi bireyin kişilik gelişimini etkiler. Eğer bunlardan herhangi bir durumla ilgili negatif bir gerçeklik oluşturursa bu hayatının kalanını etkiler ve erişkinlikte fark edemediği olumsuz bir davranış olarak ortaya çıkar. Ta ki, bireyin sebepsiz bir duruma karşı otomatik tepkilerinden rahatsız olduğu farkındalığına varana kadar. Bu da çoğu zaman bir durumun tetiklemesi sonucu ortaya çıkar.

Kişilik gelişimine neler katkı sağlar?

Ailedeki bakış açısının, eğitimin önemi okul kadar önemlidir. Çocuklar daha çok ebeveynlerinin yap ya da yapma demelerinden çok onların ne yaptıklarına bakar ve onları izleyerek kopyalarlar. Annesini kitap okurken görmeyen çocuk, kitap okumasını yapması gereken bir ödev olarak algılar ve kalıcı bir durum gerektirmez. Ebeveyn kitap okuma alışkanlığını kendi örnek olarak kazandırabilir. Bazı ebeveynlerin ‘’çocuğum kitap okumayı hiç sevmiyor’’ dediklerini duyarız. Burada ebeveynin bunu alışkanlık haline getirebilmesi çocuk için de oldukça etkili olacaktır. Aile içinde konuşulan negatif konular, ebeveynin öğrenilmiş çaresizlik içerikli bakış açısı, din, siyaset gibi soyut kavramlar konusunda uç noktada sempatizanlık çocuğun ileriki yaşantısında bu konulara karşı tutucu ve kendi fikirlerinden çok itaatçı bir düşünce tarzını benimsemesine neden olur. 7 yaş altında çocukların bulunduğu ortamlarda dikkat edilmesi gereken husus onların o odada oluşan tüm negatif/pozitif durumdan etkilendikleridir. Siz her ne kadar onu oyun alanına dalmış kendi dünyasında olduğundan emin olsanız da bilinçdışları açıktır ve veriler alınmaktadır.

Anne-babanın davranışları çocuğun kişiliğini nasıl etkiliyor?

Çocuk doğduğu andan itibaren dış dünyadan aldığı verilerle zihin haritalarını oluşturur demiştik. Bu haritalar; aileden öğrendiğimiz, modellediğimiz bireyin çocukluğunda oluşturduğu bakış açısıyla oluşur. Eğer ailesinde ekonomik olarak zor şartlar geçirmiş olan birey, para kazanmayla ilgili hırslı bir birey olabilir. Bu durumu acıyla ilişkilendirdiyse tepki olarak parayı sadece minimum şekilde hayatında tutmak isteyebilir. Çocukluk anılarımız her ne kadar hikâye gibi anlatılsa da orada atılan tohumlar tüm hayatımızı belirleyen konu başlıkları olacaktır. Ailenin bu konuda bulunduğu tutum, bireyin kimliğini oluştururken oldukça belirleyici olur. Kültürümüzde ailenin çocuk kişiliğindeki etkisini belirten onlarca atasözümüz vardır. Davranışlarımız ve bakış açımız; bu yaşlarda şekillenmeye başlar, çocuklar ebeveynlerini örnek model alır. Yapılan bir araştırmada tek yumurta ikizi iki bebek farklı ortamlarda yetiştirilerek büyütülmüş biri düzenli bir aile hayatını sürdürerek diğeri ise; nispeten çocuk eğitiminin sorumluluğunu önemsemeyen bir aileye bırakılmıştır. Sonuç; iki farklı ortamda yetişmiş davranışları tamamen farklı bakışa sahip iki bireydir. Suça meyilli bir birey de yetiştirebilirsiniz, oldukça düzenli hayatı olan hedeflerine ulaşabilen kendine güvenen bir birey de.

Psikolojik bakımdan sağlıklı bireyler nasıl yetiştirilir?

Psikolojinin genetikle olan bağlantısı belli bir yüzdede bilinen bir gerçek olmasının yanı sıra sağlıklı bireyler, baskının ve duygusal zorlanmanın olmadığı, çocuğa kendi dünyasında verilen refaha ait geliştirebileceği zengin iç dünyasına verilen yer, ailenin elinden geldiği kadar olumsuz durumları ufak geçişlerle aktarabilmesi faydalı olur. Burada söylemek istediğim çocuğa Polyana dünyası yaratmak değil; sadece negatif durumların gerçekliğini onun dünyaya ve insanlara bakış açısını olumsuz etkilemeden uygun bir dille kendi dünyasına yansıtılması doğru bir yoldur. Daha ciddi ve travmatik durumlarda uzman yardımı almak yerinde olacaktır.

Çocukluk yaşantıları ve travmaların bireylerin gelecekteki yaşamlarına olan etkisi nasıl oluyor?

Bununla ilgili şöyle bir örnek anlatabilirim. Danışanlarımdan birinin şikâyeti; kedi gördüğünde fiziksel olarak ciddi tepkilerde bulunmasıydı. Açık havada oturduğu kafede kedinin oturduğu masanın altına doğru yürüdüğünü gördüğü an kendini sandalyenin üstünde bulduğunda etrafındaki insanlara karşı olan utancıyla yardım alması gerektiğiyle ilgili bir araya geldik. Konuşma esnasında herhangi bir kediyle ilgili hiçbir olumsuz fiziksel tepki yaşamadığıydı. Aynı masadaki arkadaşı kediyi sevmek üzere eğilirken danışanımın yaşadığı kaygı tahmin edeceğiniz üzere çocukluğuna aitti. Kedi bir kişiye soğuk terler döktürüp mutsuz ederken; diğerine sevgi gösterme duygusu uyandırıyordu. Tepkiler taban tabana zıtken çocukluk yaşamının ne kadar önemli olduğunu hatırlatmak isterim. Seans sırasında danışanımın zihnine gelen durum; 5 yaşındayken arkadaşlarıyla oynadıkları sırada ağacın altındayken kedinin atlayarak aniden üzerine doğru gelmesiydi. Kedi can havliyle kaçmış ama danışanım o günden sonra hiçbir kediye yaklaşmamış, ilişkisini onlardan uzak durarak minimize etmiş  taa ki böyle bir olayın onu getirdiği bu noktayla artık buna bir çözüm getirmesiyle ilgili karar almasına kadar  böyle devam etmişti. O gün eve gittiğinde ailenin ‘’ bu olay geçti bir şey yapamaz artık kedi sana ‘’cümlesi o gün için çocuğu rahatlattığı düşünülse de çocuk dünyasında bu durumun nasıl ileriki yaşlarımızı etkilediğinin en çarpıcı göstergesidir. Her yaşanan negatif durum fiziksel olarak ortaya çıkmayabilir bu bazen bir düşünceye karşı aşırı katı tutum, nedensiz bir şeyden kuvvetli nefret etme, bir duyguya aşırı bağımlılık başlıklarında da kendini gösterebilir. Burada ailede sıkça konuşulan konular, bireyin kendini rahat ifade edemediği aile ortamları, çocuktan bir şey yapması istendiğinde tehditle karışık istekler, çocuğun istediği şeye karşı duygusal olarak kayıp yaşayacağıyla ilgili korkutulma vs oldukça zararlı durumlardır. Bireye yetişkinliğinde kalıcı negatif durumlar bırakabilir.

reklam

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
reklam
reklam