MALLMARK CEO’SU AYTAÇ ÖZÇİÇEK: “HEM TÜRKİYE HEM DE DÜNYADA ORGANİZE PERAKENDE SEKTÖRÜ DAHA ÖNCE HİÇ YAŞANMAMIŞ BİR DÖNEMİ YAŞADI” « Mall&Motto

18 Eylül 2021 - 22:54

MALLMARK CEO’SU AYTAÇ ÖZÇİÇEK: “HEM TÜRKİYE HEM DE DÜNYADA ORGANİZE PERAKENDE SEKTÖRÜ DAHA ÖNCE HİÇ YAŞANMAMIŞ BİR DÖNEMİ YAŞADI”

reklam
MALLMARK CEO’SU AYTAÇ ÖZÇİÇEK: “HEM TÜRKİYE HEM DE DÜNYADA ORGANİZE PERAKENDE SEKTÖRÜ DAHA ÖNCE HİÇ YAŞANMAMIŞ BİR DÖNEMİ YAŞADI”
Son Güncelleme :

07 Haziran 2021 - 14:58

103 views
reklam

Tam kapanma sonrası pozitif vaka sayılarının aşağıya doğru inişi ile kademeli normalleşmenin başlayacağı açıklandı sizce Türkiye ‘de tamamen Covit-19 ‘un kontrolü ne zaman gerçekleşir. Alış-verişin normalleştiği AVM’ler in tamamen koşulsuz açık olduğu günlere ne zaman kavuşacağız ?

Eğer imkanlarımızı etkili ve adil bir şekilde kullanırsak, sadece ülkemiz için değil, küresel çapta da bu salgını yıl sonuna kadar kontrol altına almamızın mümkün olduğunu düşünüyorum. Pandeminin sona ermesi konusunda geçen sene Mart ayında da önümüzde çok uzun bir yol olduğunu belirtmiştim. Şimdi tünelin sonunda ışığın göründüğünü hissedebiliyorum. Bu tünel sonunda ışığı gördüm derken ki iyimserliğim için de pek çok nedenim var. Aşılanma oranındaki artış, vaka sayılarındaki düşüş bana göre bu virüs ve varyantlarının kontrol altına yakın bir zamanda alınabileceğini göstermektedir. Ayrıca İsrail ve İngiltere örnekleri olumlu olarak görülmektedir. Nüfusun %70 inin aşılanmasının tamamlanması ve bağışıklık kazanması benim için pandeminin kontrol altına alınması için yeterli aşı oranıdır.

Eğer aşılama konusunda sıkıntılar yaşanırsa ve aşılama hızı yavaşlarsa; virüs yayılımı devam edecektir. Doğada virüs yayılımının devam etmesi demek bana göre virüsün mutasyon riskinin de devam etmesi demektir. Bu nedenle aşılanma oranı bu konuda beklentilerimizi etkileyen en önemli unsur olarak yer almaktadır. “ Bu arada hepimiz birer profesör olduk, hayatımda hiç bu kadar sağlıkla ilgili makale okuduğumu hatırlamıyorum”

Alışveriş merkezleri olarak 2020 yılının Mart ayında etkilerini görmeye başladığımız Pandemi dönemi boyunca kamu kurumları tarafından alınan tüm kurallara uyum sağlayarak ve önce insan sağlığı diyerek bugüne kadar geldik. Mayıs ayında da kademeli normalleşme dönemine geçiş yaptık. Kademeli olarak devlet kurumları tarafından alınan tedbirlere ve kurallara uyum sağlayarak belirtilen takvim içerisinde önce sağlık ilkemizden ödün vermeden haftada 7 gün 84 saat hizmet veren sistemlerimize tekrar ulaşacağız.

Sektör olarak zor günler geçirmiş olsak da günün sonunda pandeminin bizlere ciddi öğretileri oldu. Sizce bu sürecin sonunda pandemi bizlere neler öğretti hangi refleksleri kazandırdı ?

İsterseniz bu dönemi kısaca önce bir hatırlayalım. Hem Türkiye hem de dünyada organize perakende sektörü, daha önce hiç yaşanmamış bir dönemi yaşadı. 2020 yılına yepyeni umutlarla ve beklentilerle başlamıştık. Yıla hızlı başlayan sektör mart ayında COVID-19 salgınıyla tanıştı. Önce çok kısa süreli temel gıda maddelerinde stok sorunu yaşansa da hızla toparlanan sektör online ticarete yöneldi. 2020 yılı Mart ayı sonunda alınan önlemler birlikte alışveriş merkezleri olarak market ve eczane ünitelerimiz dışında kapılarımızı geçici olarak kapattık. Bu dönemde tüketiciler ihtiyaçlarını karşılamak için online ticarete yöneldiler. Kargo şirketleri kimi zaman burada oluşan yoğunluklara cevap vermekte zorlandılar. Taşımacılık alanında yeni yatırımlar yapıldı, mevcut araç parkları büyütüldü, bu sektörde yeni istihdam alanları oluşturuldu. İlk kapanma dönemi ve sonrasında yaz ayları temkinli bir şekilde atlatıldı. Sonbaharda ise bizi bekleyen bir ikinci dalga vardı ve en başa göre daha hazırdık. Ve geldiğimiz noktada anlattığım yaklaşık 14 aylık dönemde neler öğrendik şimdi bunlara bakalım.

Salgın hastalıklar, tarih boyunca mücadele edilen ve insan hayatını tehdit eden önemli sağlık problemleri olmuşlardır.  Dünyada geçmişten günümüze adı geçen Kara Veba, Kolera, İspanyol Gribi, Ebola vb. salgınların yanında 2019 yılının aralık ayında ortaya çıkan Covid-19 ya da diğer adıyla yeni tip Korona virüsü de küresel salgın olarak ilan edilmiştir ve büyük çaplı salgınlardan biri olarak gelecekte tarihe geçecektir.

Global dünya düzeninde tarihteki eski salgınlara göre bu salgının daha fazla bulaşma hızı gösterdiği söylenebilir. İnsanlık tarihi boyunca salgın hastalıklar sadece etkin olduğu dönemde değil, uzun süreçte köklü toplumsal değişimlere yol açmıştır.

Tüm gezegenimizi etkisi altına alan Covid-19 pandemisi de dünya genelinde ve ülkemizde insanların tüketim alışkanlıklarını önemli ölçüde değiştirmiştir. Bu dönemde bazı ürün gruplarının talep oranlarında çok büyük artışlar görülürken bazı ürün gruplarına yönelik talep oranlarında ise düşüşler gerçekleşmiştir.

Özellikle sağlık, kişisel bakım, kuru gıda, temizlik ve hijyen ürünlerine yönelik taleplerde oransal artışlar dikkat çekerken, giyim, aksesuar gibi kategorilerde talep oranında düşüşler gerçekleşmiştir.

Covid-19 pandemisi sürecinden sonra da belirli bir süre daha tüketici alışkanlıklarından dolayı talebi artan ürün gruplarının tüketim eğrilerinin artış hızını kaybetmeden bir doğru üzerinde ilerleyeceği söylenebilir.

Covid-19 pandemisi dönemi başladığı ilk günden itibaren tüm dünyada tüketicilerin davranışları, tüketim ve alışveriş alışkanlıklarındaki değişimler, arz talep dengeleri konularında pek çok araştırma yapılmış ve sonuçların birbirleri ile benzerlik gösterdiği ortaya çıkmıştır.

Özellikle evlerin iş, eğitim, spor, eğlence gibi birden fazla amaca hizmet edecek tarzda kullanılmaya başlaması değişimin başladığı ilk nokta olarak karşımıza çıkmaktadır. İnsanların evde geçirdikleri zamanın artmasıyla giyim tarzlarında da değişimler meydana gelmiştir. Günlük rahat giysiler takım elbise gibi resmi kıyafetlerin yerini almaya başlamıştır ve yaşadığımız bu pandemi sonrası normal hayata döndükten sonra işe giderken de aynı şekilde devam etmesini muhtemel görmekteyim.

Bu dönemde dünya genelinde market-gıda sektöründe ciddi bir talep artışı görülmüştür. Virüsün yayılım hızı, artan vaka sayıları, artan ölüm oranları, insanların hastalığa yakalanma endişesi, bazen tam bazen de kısmı olarak uygulanan sokağa çıkma yasakları ve benzeri sebeplerle ihtiyaçlarından fazlasını alarak stoklayan ve  stok sayesinde kendilerinin güvende olduğu hissine ulaşan tüketiciler bu süreçte en sık görülen tüketici profili olmuştur

En son yoğun şekilde II. Dünya savaşında görülen stok yapma ihtiyacı Covid-19 pandemisi süreci ile tekrar  kendini göstermiş ve büyük bir olasılıkla  pandemi sona erdikten sonra da pandeminin psikolojik etkileri geçene kadar bir süre daha hayatımızda var olacak. Ancak bizler ülkemizde pandeminin ilk günleri dışında bu etkiyi hissetmedik.  Bu da küresel dünyada, krizlerin süreçlerinin ülkelere göre farklılıklar olduğu sonucunu göstermektedir. Kendi süreçlerimizi kendimizin oluşturması gereğini ortaya çıkarmıştır.

Dünya genelinde Covid-19 pandemisi ile ortaya çıkan ve uygulanan kısmı ve tam kapanma kısıtlamaları , uzaktan çalışma iş modelleri ile  insanların evde daha fazla vakit geçirmeleri, hastalık bulaşma tedirginliği gibi sebeplerle perakende sektörü zayıflasa da elektronik ticaret performansı yüksek bir dönem yaşamıştır. Salgın ile değişen tüketici davranışları ve yaşam tarzları, dijital dönüşüm sürecini kökten etkileyerek bambaşka bir noktaya getirmiştir. Televizyon ve internet kullanımı çoğalmış, e-ticarette ziyaretçi trafiği ciddi oranda artmıştır

Bu dönemde internetten satış yapan e-ticaret siteleri de süreci avantaja çevirmek konusunda gayretler göstermişlerdir. E-ticaret firmalarının pazar payı arttığı için birçoğu mevcut e-ticaret platformunu ya revize etmiş ya da yeni e-ticaret platformu kurmaya başlamıştır.

 İnsanlar nakit kullanımı yerine temassız ödeme yöntemini tercih etmeye başlamışlardır. Mastercard’ın 19 ülkeyi kapsayan 17.000 kişinin katıldığı araştırma sonuçlarına göre katılımcıların %46’sı sahip oldukları mevcut kartlarını temassız özellikli bir kart ile değiştirmiştir. Araştırmaya katılanların yaklaşık %82’si hijyen, dokunma ve ödeme sırasındaki hız açısından temassız ödemenin daha avantajlı olduğunu bildirmişlerdir

Tüm yapılan araştırmaları incelediğimizde veriler, salgının etkisiyle evde iş, evde eğitim, evde spor, evde yemek pişiren, alışverişlerinde online kanalları kullanan ve nakit para yerine daha çok kredi kartı ile ödeme yapmayı tercih eden, hijyen ve sağlık konusunda çok hassas olan ve zorunlu ihtiyaçlar dışında harcamalarını azaltan bir tüketici profili ile karşı karşıya kalındığını göstermektedir.

Bu dönemde tüketicinin sosyal medya kullanım oranı arttı. Bu nedenle sosyal medya hesaplarının önemi arttı. Bu konuda yenilikler yapmak, tüketicinin yanında sosyal medya hesaplarında beraber olmak önem kazandı.

Bu dönemde tüketicideki diğer değişiklikleri analiz ettiğimiz zaman Tüketicin önceliğinin sağlık olduğunu gördük. Tüketici gibi bizler de sağlık konusunda taviz vermedik. Sağlıklı alanlar oluşturma konusunda hassasiyet ile çalışmalarımızı gerçekleştirdik. Toplumun kamu kurumları tarafından alınan sağlık konusundaki kararlara ve tedbirlere uyum sağlaması konusunda öncülük ettik. Tüketicilerin tüketim tercihlerinde sosyal mesafe, maske kullanımı, hijyen ve sterilizasyon daha çok belirleyici ve seçici olmaya başlamıştır.

Bu salgından sonrada eski alışkanlıklara geri dönüleceği düşünülse de birtakım alışkanlıkların kalıcı olması muhtemeldir. Covid-19 pandemisi sürecinde hayatımıza yerleşen bazı alışkanlıkların pandemi süreci sonucunda da hayatımızda kalacağını düşünmekteyim.

Türkiye’de AVM’ler bu süreci nasıl yönetti ve en önemlisi AYD bu süreçte AVM’leri temsil edebildi mi? AVM ‘lerin yaşadığı sorunlara tercüman olabildi mi ?

Türkiye’de bütün alışveriş merkezleri bu süreçleri son derece başarılı yönetmiştir. Önce sağlık ilkesinden asla taviz vermeden, sağlıklı ortamlarda güvenli alışveriş alanları oluşturulması konusunda kamu kurumlarının verdiği tüm uyarı ve tedbirlere son derece hızlı bir şekilde uyumlanarak ve gerekli her türlü denetimi yaparak süreci başarı ile devam ettirmektedirler.

AYD konusunda yorum yaparken öncelikle belirtmek istiyorum ki son derece hassas bir pozisyonda idiler. Yüzlerce farklı ticari problemi olan ve farklı açıları olan paydaşların umutlarını kırmadan tavsiyelerde bulunabilmek zor bir süreç. İlk defa karşılaşılan bir pandemide süreci yönetmek, özellikle karşınızda en büyük problem insan sağlığı olunca omuzlardaki yükü artırdı.

Alınan her tavsiye kararında, verilen her beyanata önce insan sağlığını düşünmek, ardından büyük ticari faaliyet merkezlerinin çıkarlarını korumak, kamuoyunda antipatik bir hareketi oluşturmamak ve aynı gemilerde yol aldığımız perakendeci dostlarımıza yanındayız mesajını aynı anda vermenin bu zorlukları altında onların da sektör nabzını tutarak en iyisini yapmaya çalıştıklarını düşünüyorum.

Sorunlara tercüme olunacak zaman dilimi bitmemiştir. Sorunları konuşmak tartışmak için daha çok zamanımız olacak. O yüzden Avm lerin sorunun tercümesinden ziyade şu anda AYD nin de odaklandığı gibi önce sağlık konusunda yolumuza devam etmeliyiz.

2021 Sonu için hedeflerinizi gerçekleştirmeyi planlıyor musunuz ?  2021 için sizin dışınızda makro ekonomik göstergelerin nasıl gerçekleşeceğıni ön görüyorsunuz ?

2021 de alışveriş merkezleri olarak günün şartlarına göre hedeflerimizi revize ederek bu hedeflere ulaşmaya devam edeceğiz.

Küresel anlamda makro ekonomik göstergeler konusunda kısa bir özet yapmam gerekirse ;

Ekonomiye baktığımız zaman İkinci Dünya Savaşı’nın yarattığı tahribat kadar ağır izler bırakan Covid-19 pandemisi, Türkiye ekonomisi açısından işsizlik, enflasyon, cari açık gibi kronik sorunların büyüdüğü bir yıl olarak kayıtlara geçti.

Türkiye ekonomisi, pandeminin etkilerini en çok hissettiğimiz ve önlemlerinin en üst seviyede uygulandığı 2020 ikinci çeyrekte yüzde 9,9’luk daralma yaşadı. 1 Haziran 2020 den itibaren başlayan normalleşme süreci ve hükümetin ekonomiyi canlandırmak için verdiği krediler sayesinde üçüncü çeyrekte ekonomi yüzde 6,7’lik büyümeye imza attı. Türkiye bu performansıyla G-20 ülkeleri içinde 3’üncü çeyrekte en hızlı büyüyen ülke oldu.

2021 yılında ise Yeni Ekonomi Programı’nda (YEP) hedeflenen yüzde 5,8’lik büyümeye ulaşılması konusunda bazı tereddütlerim var. Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Beklenti Anketi’ne göre, 2021 büyümesinin yüzde 3 civarında kalacağı öngörülüyor. OECD ve IMF gibi uluslararası kuruluşlar da Türkiye’nin 2021’de yüzde 3 ila 5 arasında büyüyeceği tahmininde bulunuyor. 2021 yılında ekonomi yönetimin başlıca gündem maddesi uluslararası yatırımcılarda Türkiye ekonomisine ilişkin güveni artıracak adımlar atmak olacak.

2021’de Türk Lirası’nın kaybettiği değeri yeniden kazanmaya başlaması için hem Merkez Bankası politikalarının beklentileri karşılaması, hem de birikimini döviz ve altın alarak değerlendiren vatandaşın ekonomi yönetimine güven duyması belirleyici olacak. 

reklam

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
reklam
reklam